’’Ey değerli okuyucular, Hüda sizden hoşnut
olsun!’’ ile söze başlamam gerektiğini hissettim ve gördüğünüz üzere başlamış bulundum.
Bugün ele almak istediğim konu şu herkesin diline
pelesenk ettiği aşk konusu. Uzun paragraflar dolduracak kadar çok şeyler düşünmüyorum hakkında ama bakalım aşk
deyince benim akıl pencereme akseden resim nasıl?
Aşka inanmıyorum…İnanmıyorum dediğim aşk sizin içini
kisve ve ‘’güzellik ‘’ ile doldurduğunuz
BOŞ dolap.Bana göre o bahsedilen aşk
sadece birine duyduğunuz ‘’hayranlığın’’ uçurumun zirvesine ulaşması.Beğendiğiniz
özellikleri taşıyan birini haliyle beğenirsiniz.Ve tabiriniz ile onun yüzünden
aşkın içine düşen bir deli olursunuz.Ama bu sadece dış görüş aşkıdır.Şayet ben
birini sevdiğimi düşünüyorsam ama o kişi beni yaratana iletmiyorsa o sadece
hevestir.Heves aşkı yaşlanınca yani güzellik elden gidince biter.Ve bana göre böyle aşklar birer ego tatmininden başka hiçbir şey değil.O insanın
ihtiva ettiği özellikler ve kişiliği daha önemlidir.Çünkü bir insanın
kişiliğini değiştiremezsiniz.İlk görünce içini mi görüyorsun bayan ukala diyenleri
duyuyorum! Evet görmüyorum ama kişinin kaşı gözü dikkatimi çekmiyor..Aa ne
kadar yakışıklı demişimdir belki.Ama hiçbir zaman ‘’aşık oldum’’
diyemem….İnanmadığım bir klişenin başıma gelecek olmasına da inanmıyorum..Şimdi
gelelim benim inandığım ya da inanmak istediğim aşkın ne olduğuna.
Bence sevdiğiniz insan sizi yaratıcınıza götürmeli..Siz
onu gördüğünüzde Allahı unutmamalısınız.Gönlünüzün yaratıcıya daha da
yaklaşmasını sağlayananın gönlünü, gönlünüze yakınlaştırması için yaratıcıdan
istekte bulunmalısınız.Allah her zaman bize en yakındır..Şah
damarımızdan…Ayakkabı bağımızdan…Bizi eeeen çok seven O’dur…-Onun kişiliğini ve
yaratıcıyla olan samimi bağı beni kendimden ( kendi kulluğumdan)
utandırıyor..Bir insan bu kadar mı mükemmel olur dini konusunda…- Diyebilmem
şartmış gibi geliyor bana.
Güzel olanı güzel sevmek gerek…Güzel ama kime göre ve
neye göre? İçi güzel.İçi mükemmel olan..Müslüman bir ülkede yaşıyoruz..Taklidi
bir imanla dini öğrenmiş olsakta müslümanız.Allahın koyduğu helal haram
sınırına dikkat etmeye çalışmalıyız…Namaz mı kılıyor yoksa spor mu yapıyor
anlayabiliriz gibi sanki....(Kelimelerin büyüsüyle) Ya da helal haram sınırına
ne derece dikkat ediyor?Sanırım benim için dinine önem veren ve bir vakit dahi
(!!!!) olsa namazı kaçırdı(??) diye kendini paralayan adam gerçekten
sever..Baksanıza yaratıcıya nasıl koşuyor…Aman canım bir vakit dediğimiz vakit
için kendini nasıl sorumlu hissediyor.Bu adam/kadın sana da koşar…Dua edelimde
bizi de böyle insanlar bulsun.Bir kişinin konuşurken seçtiği kelimeler onun
kişiliğine dair ufak ipuçları verir bize..Ya da haleti ruhiyesi..Beden dili var
ya heh işte o bahsetmek istediğim ..Nasıl
bakıyor.İslamın genci mi? Heh işte o bakışmamalarımızda (!!) onları görmeliyiz
.Allah bizi sevdiği(!) uğruna hayasını kenara iten ahmaklardan eylemesin
inşaAllah. (AMİN) Haramlara neden koşarken helallere ise üç adım ileri on adım
geri atıyoruz?
Bunlar benim düşüncelerimdi…Her zaman ki gibi yine
yazarken aklımdan firar eden düşüncelerim oldu…Hatırlayınca güncellerim..Görüşlerinizi
belirtirseniz sevinirim.Size göre nerelerde haksız kalmış yazım?? Ve nasıl bir
nakıslığı var?