28 Nisan 2015 Salı

Klişelerden beslenen bir çalışma...

  ’’Ey değerli okuyucular, Hüda sizden hoşnut olsun!’’ ile söze başlamam gerektiğini hissettim ve gördüğünüz üzere başlamış bulundum.
Bugün ele almak istediğim konu şu herkesin diline pelesenk ettiği aşk konusu. Uzun paragraflar dolduracak kadar çok  şeyler düşünmüyorum hakkında ama bakalım aşk deyince benim akıl pencereme akseden resim nasıl?

Aşka inanmıyorum…İnanmıyorum dediğim aşk sizin içini kisve ve ‘’güzellik ‘’ ile doldurduğunuz  BOŞ dolap.Bana göre o bahsedilen aşk    sadece birine duyduğunuz ‘’hayranlığın’’ uçurumun zirvesine ulaşması.Beğendiğiniz özellikleri taşıyan birini haliyle beğenirsiniz.Ve tabiriniz ile onun yüzünden aşkın içine düşen bir deli olursunuz.Ama bu sadece dış görüş aşkıdır.Şayet ben birini sevdiğimi düşünüyorsam ama o kişi beni yaratana iletmiyorsa o sadece hevestir.Heves aşkı yaşlanınca yani güzellik elden gidince biter.Ve bana göre böyle aşklar birer ego tatmininden başka hiçbir şey değil.O insanın ihtiva ettiği özellikler ve kişiliği daha önemlidir.Çünkü bir insanın kişiliğini değiştiremezsiniz.İlk görünce içini mi görüyorsun bayan ukala diyenleri duyuyorum! Evet görmüyorum ama kişinin kaşı gözü dikkatimi çekmiyor..Aa ne kadar yakışıklı demişimdir belki.Ama hiçbir zaman ‘’aşık oldum’’ diyemem….İnanmadığım bir klişenin başıma gelecek olmasına da inanmıyorum..Şimdi gelelim benim inandığım ya da inanmak istediğim aşkın ne olduğuna.
Bence sevdiğiniz insan sizi yaratıcınıza götürmeli..Siz onu gördüğünüzde Allahı unutmamalısınız.Gönlünüzün yaratıcıya daha da yaklaşmasını sağlayananın gönlünü, gönlünüze yakınlaştırması için yaratıcıdan istekte bulunmalısınız.Allah her zaman bize en yakındır..Şah damarımızdan…Ayakkabı bağımızdan…Bizi eeeen çok seven O’dur…-Onun kişiliğini ve yaratıcıyla olan samimi bağı beni kendimden ( kendi kulluğumdan) utandırıyor..Bir insan bu kadar mı mükemmel olur dini konusunda…- Diyebilmem şartmış gibi geliyor bana.
Güzel olanı güzel sevmek gerek…Güzel ama kime göre ve neye göre? İçi güzel.İçi mükemmel olan..Müslüman bir ülkede yaşıyoruz..Taklidi bir imanla dini öğrenmiş olsakta müslümanız.Allahın koyduğu helal haram sınırına dikkat etmeye çalışmalıyız…Namaz mı kılıyor yoksa spor mu yapıyor anlayabiliriz gibi sanki....(Kelimelerin büyüsüyle) Ya da helal haram sınırına ne derece dikkat ediyor?Sanırım benim için dinine önem veren ve bir vakit dahi (!!!!) olsa namazı kaçırdı(??) diye kendini paralayan adam gerçekten sever..Baksanıza yaratıcıya nasıl koşuyor…Aman canım bir vakit dediğimiz vakit için kendini nasıl sorumlu hissediyor.Bu adam/kadın sana da koşar…Dua edelimde bizi de böyle insanlar bulsun.Bir kişinin konuşurken seçtiği kelimeler onun kişiliğine dair ufak ipuçları verir bize..Ya da haleti ruhiyesi..Beden dili var ya heh  işte o bahsetmek istediğim ..Nasıl bakıyor.İslamın genci mi? Heh işte o bakışmamalarımızda (!!) onları görmeliyiz .Allah bizi sevdiği(!) uğruna hayasını kenara iten ahmaklardan eylemesin inşaAllah. (AMİN) Haramlara neden koşarken helallere ise üç adım ileri on adım geri atıyoruz?

Bunlar benim düşüncelerimdi…Her zaman ki gibi yine yazarken aklımdan firar eden düşüncelerim oldu…Hatırlayınca güncellerim..Görüşlerinizi belirtirseniz sevinirim.Size göre nerelerde haksız kalmış yazım?? Ve nasıl bir nakıslığı var?

2 yorum:

  1. Hayranlık ve aşk... Bence de bu ikisi arasındaki ayrım çok iyi anlaşılmalı. Gerçekten beni seviyor dediğim kişi beni Allah rızası için sevmeli ve ben de onu severken Allah rızasını gözetmeliyim Zaten Hakk'ın rızası olmadan ne olabilir ki. Hem ancak o zaman sevgimiz sonsuz bir sevgi olabilir ve ölümsüzleşir. Yani sevdiğim kişi beni en sevgiliye götürmeli ki sevgimiz anlam kazansın....
    Ben çok uzattım ama demek istediğim çok haklısın :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim yazımı okuyup da yorumladığın için :')

    YanıtlaSil